Biggest English browsergame! | Own free website with 1 GB free space? |
|
iletisim :
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() a m a n d a a m a n amandaaman Omzuma yatip agliyor bazen, bazen de gülüsmeler duyuyorum, ama bir sorun var o düz upuzun sacli kizin hic yüzünü göremedim. Belki de bu yüzden cekici geliyor bana. Ulasilmaz oldugu icindir belki. Bazilarına söyledim bunu “ senin hayatinda biri var mi? ” diye soranlara “var “ dedim “kim? ” diye sordular adini bilmiyorum sadece saclarini biliyorum güzel bir silueti olduğunu biliyorum, ancak adini ve yüzünü bilmiyorum diyorum, benle dalga geçiyorlar. Sorun ediyor muyum? Hayır. Neden edeyim ki ben en saf duygularla icten gelerek seviyorum, cok da sik görüsmüyoruz aslinda ara sira ugruyor rüyama sonra kaybolup gidiyor. Güzel olan ne biliyor musunuz? Rüyalarda olsa bile gercek aski tadabilmek, etrafimda gördügüm tek kullanimlik ilişkiler varken böylesi Leyla mecnun olmasa bile benim icin hala kalbim var! dedirten cinsten. Kötü olan ne? onun gerçek hayatta karsima cikma olasiligi daha dogrusu karsima ciksa bile onu tanima olasiligim. Pesinden kosmak cok güzel olurdu herhalde. Hatta bende bir emaneti var? Neymis o? derseniz bir mektup gelecege mektup yazmistim ama yollayamadım 'lake house' filminden calinti bir fikir ama olsun belki hatirlamaz o zamana… Hazirlayan : M.A.T ![]() ![]() Sizin Aynaniz Agliyor mu? Duru bir sudan daha derindi ayna. Binlerce demir parçasının ateşte eritilip bir bütün demir parçası elde edildiği gibi onu da kim bilir kaç kum tanesinden elde etmişler, içine kim bilir daha neler katmışlardı. İlk halini hatırlıyor, kendini göremiyordu... Yeni doğmuş bir çocuk gibi şuursuzdu. Bir yanı siyah giyindiği gün içi gibi her yeri ışıldıyordu. Hele altın rengindeki çerçeveye sahip olduğu gün tacını giymiş kral gibi gülümsüyordu. Beyaz bir duvara asıldı. Artık sırtını dayadığı duvara bir çivi ile bağlanarak onunla dost olmuştu. Yaşamın bir penceresi olmuştu. Her şeyi olduğu gibi gerçek, tarafsız ve yorumsuz yansıtan bir pencere. Ağlayanla ağlıyor, gülenle gülüyordu. Görmek istediği gibi bakanlar oluyordu aynaya. Onlara görmek istediklerini göstermenin, içinde açtığı yarayı anlayabilmek çok zordu. Maskeli yüzlerin maskesiyle karşılaşmak, yüreklerindeki acımasızlığın riyanın vefasızlığın yüzlerine akseden yönleriyle karşılaşmak kolay değildi. Özellikle geceleri, son ışık da terk edip gittiğinde, ayna sessiz sessiz ağlıyordu. Bazen kendi gözyaşlarını siliyor, bazen de yakalanıyordu. Neyse ki sıcaklık farkından oluştuğunu düşünerek siliyorlardı üstündeki damla damla yaşları. Oysa ayna ağlıyordu. Kimi zaman yalnız başına kaldığında, bir gün dilinin çözülüp kendisine bakanlarla konuşacaklarını karşısında birine söyler gibi kendi kendine konuşuyordu:'Siz insanlar ne tuhafsınız. Olduğunuz başka, olmak istediğiniz başka. Aradığınız başka, bulduğunuzu sandığınız daha başka. Dört bucakta aradığınız huzurun yanı başınızda olduğunu inatla görmek istemeyen garip varlıklar. Bir gün ellerinizi şakaklarına dayayıp karşıma geçseniz... Düşünseniz... Kendi gözlerinizin içine baksanız derin derin. Her şeyin çaresini bulacaksınız. Huzurun, başarının, dostluğun, sadakatin, samimiyetin ta kendisini...Sorun da içinizde, çözüm de... Maskeyi yırtmanın yolu da bu... Bir kalem alıp elinize kendinizi çizseniz yüzünüzü nasıl çizersiniz. Masum çocukluğunuzun kaybolan hüznüyle mi? Ya benim halim? ... Sizi her saniye görmek istediğiniz şekille resmetmek zorundayım. En zoru da; olmak istediğinizi anlamakta çekiyorum.Nelerinizi görmüyorum ki... Benden ayrı olduğunuzda yaptıklarınızı bile okuyorum yüzlerinizde. Bazen uyarmak istediğim oluyor sizi, olduğunuz gibi gösteriyorum. 'Şimdi kötü görünüyorum' diyorsunuz. Yine de kötü olduğunuzu kabullenmiyorsunuz. Sizin üzdüklerinizi unutup, sizi üzmekten korkarak eski halime çekiniyorum. Az da olsa gözlerinizin içinin güldüğü oluyor. Bazen ilahi bir lütuf gibi samimice gözlerinizin yaşardığında sizi, ne çok seviyorum. Gerçek hayatta yaptıklarınızı romanlarda, hikayelerde, filmlerde bir başkasının yaptığını gördüğünüzde; sanki onları siz yapmamışçasına mağdur olandan yana olup sizi temsil edene kızıyorsunuz. Ne büyük çelişki? Ben aynalığımdan utanıyorum. Ama siz... Kendinize böyle yabancı olmasanız... Biraz olsun ruhunuzu dinleseniz karşımda. Kendinizi sorgulasanız... İçinizden birinin dediği gibi Suçlarınız yüzünüzde görünseydi biz aynaları satın almazdınız} Yüzünüzde maske var. Yaşlanınca maskeyi bir parça çıkarıyorsunuz. Bu kez de, aynalar yalan söylüyor diye yalancılıkla suçluyorsunuz. Görmeyi bilseniz, görmek isteseniz, her biriniz bir ayna. Ama siyah gözlüklerle gizliyorsunuz gözlerinizi. Cenazelerde ağlamadığınız bilinmesin, dışarıda nereye baktığınız fark edilmesin diye. Merhametin yokluğu, kıskançlığın hakimiyeti belli olmasın diye. Yalan söyleyen dudaklarınızı boyalarla kapatıyor, kirlenen yüzünüzü fondötenlerle kremlerle örtüyorsunuz.İmrenilecek halinizde yok değil. Siz, yanlışlarınızı bana göre çok kısa hayatınızda kolayca taşırken, ben doğruluğu sonsuza yakın taşımak zorundayım. Fanilik bazen, ne güzel diyorum. Bir tırtılın kelebeğe dönüştükten sonraki ömrü, gül bahçesinde de geçse en fazla bir gün.. Sizlerin de atmış, yetmiş, nihayet yüz yıl... Bu süreler içinde yer, içer çoğalır; dilediğiniz gibi yaşarsınız. Her gün üzerime konan karasinekler bile 3 gün yaşar. Oysa ben büyüyemem, çoğalamam. Sekiz bin yıl önce Çatalhöyükte var olan en eski atam bile sizin elinizde. Rahat bırakmamışsınız... Sizin toprak olma hakkınız var. Biz aynaların kuma dönüşme hakkımız yok nedense? 'Ayna böyle söylüyor, kırılgan bir yürekle hayata tutunmaya çalışan insanlar gibi, beyaz duvara ufacık bir çiviyle tutunuyordu. Duvar bir gün 'yeter' dedi. Çivinin prangasını çözdü. Ayna yere düştü. Kırıldı. Şimdi ayna bir köşede özellikle geceleri, son ışık da terk edip gittiğinde, sessiz sessiz ağlıyor. Her şeye rağmen kendi doğrularıyla var olmanın mutluluk gözyaşları bir yandan; eğilenlerin, bükülenlerin açması haline yönelik hüzün bulutları diğer yandan. Sahi sizin de aynanız var mı? Aynanız ağlıyor mu? ![]() ♥ ![]() Önsöz/Sonsöz Yüzyillardir yazildi siirler,kalemlerin ucu bitmedi. Duygular sayfalardan tasti,gözler irmak oldu akti,satir satir gam-keder-elem demlendi misralarda. Sonra dizildi bir bir ask-sevgi-sefa ve mutluluk ama yinede dolduramadik gönlümüzdeki boslugu... ...Kimi zaman bir arkadas icin yazdik,kimi zaman bir güzel kiz icin ama yinede sevgidir dedik yazilanlar. Biz gözüyasli yasadik sevgileri. Mutluluklari cefaya gömüp,yalandan yasadik sefalari, ' kimseler mutlu oldugumuzu bilmedi. Mutsuzlugumuzu umursamadi. 'Bizde kiyidan köseden aciyla karisik tatli yasamin ucundan tutup, yasiyor gibi yapip,sevmeyenleri sevip,sevilenlerle sevgileri yasadik... """arkadaslarim gerek dostlarim, bana bunca yil hep sinir verdiler! ama ben onlara, icimden kosarak gelen neseyi verebildim.""" ...Bir insanoglu,acisiyla-tatlisiyla sinir dolu bunca günleri sirf arkadas ve dostlarimiz icin sirtimizda tasiyoruz. Cünkü bizlerin bir anlik mutlulugu ve nesesi,bizim icin aci günlerimizde bile en neseli,tatli günlerimiz oldugunu bilmesek bile mutlulugu ve neseyi birbirimize borcluyuz. Cünkü; diyemeyizki hic sevmedim,mutlulugu ve neseyi bulmadim... ....Yakup icik / almanya ![]() ![]() Gökten Düsen Bir DOLU Tanesinden Türeme! Bu önemli ALTAY efsanesi söyle anlatilir:.. Cok eski caglarda büyük bir savas olmus ve bu savas sonunda , bir kavim malub olarak,etrafa dagilmis. Kacanlarin icinde, bir kiz, da canini kurtarmak icin bir yere siginmis. Düsman gidipte, ortalik durulunca ortaya cikmis. Cikmaya cikmis ama, etrafta ne ailesini ne de bir yakinini bulabilmis. Yalniz basina düsmüs yollara. Basibos dolasirken, yolu bir yurda düsmüs. Bu yurt,ta kalabalik ve büyük bir yurtmus. Yurdun icinden birisi cikmis ve bu kizla evlenmis. Kizi almis götürmüs kendi evine. Kiz erinin evine gidince, gebe oldugu anlasilmis. Herkeste bir telastir baslamis. Kiza kiminle evli oldugunu ve kimden gebe kaldigini sormuslar. Kiz,da simdiye kadar evlenmedigini ve hic bir erkek yüzü görmedigini israrla söylemis. Sonra,da basindan gecen su olayi anlatmis! ''' (Savastan sonra, Annem ve Babamdan ayri düsmüs ve bozkirlarda yürümeye baslamistim. Her tarafi dolasip, yiyecek bir seyler ariyordum. Iste tam bu sirada gökten büyük bir yagmur bosandi ve her taraf su icinde kaldi. Bunu görünce bende kendimi korumak icin hemen bir yere saklandim. Az sonra yagmur durmustu. Tam bu sirada yerde bir BUZ parcasi gördüm. Bu Buz,da yagmur ile beraber yere düsmüstü. Buz yuvarlanip,ta yanima gelince, Buzu aldim ve elimle kirdim. Baktim ki icinde iki (2) tane BUGDAY tanesi var. Karnim,da zaten iyice acikmisti. Bu Bugday tanelerini agzima attim. Taneleri agzima atinca, karnimda birden tuaf birseyler hissettim. Sanki karnimda iki COCUK var gibiydi.) ''' Kanak Not: Türk Mitolojisi; 1.cild.Prof.dr.Bahaddin Ögel. (Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu) sa.55-56 (yil 1989) Arastirma ve Kayit: Yakup icik ♥ ![]() ![]() Tebessüm Etmek Bile S e v m e k t i r (Düsünce)
Bir çok insanın ağzında bilindik bir kelime var. 'Onu çok seviyorum...' Hayatımızda söyleyebileceğimiz belki de en güzel kelime sevgi ve onunla birlikte kurulan her cümle. Beni düşündüren ise her cümleye uyan bu kelimenin ne kadar dolu ve anlamlı olduğu. Sevgi, o kadar ağır bir kelime ki uygun yerde kullanılmadığında ya da yaşanmadığında insanın kalbine çöküyor. Çökerken beraberinde de hazmedilmemiş bir çok dürtüyü alıp götürüyor. Bir de bu dürtüler insanın varlığının kaynağı ise yaşamın en güzel kelimesi birden lanet bir bedduaya dönüşüyor. Sevgi bu kadar tehlikeli bir kelime mi? Bence hayır. Tehlikeli olan şey, insanların kullanması gereken kelimeler yerine sevgiyi koymak istemeleri. Bu belki de insandaki zayıflıktan ileri geliyor. Hissettiğimiz her duygunun sevgi olduğunu düşünmek bence çok anlamsız. Sevgi bir kaç günde ya da olayda kazanılacak bir olgu değil ki. Çünkü sevgiyi bir zaman dilimine sokamıyorsunuz. Düşünün bir; insan annesini neden sever? Çünkü annesi her şeyi karşılıksız yapmıştır. Küçük bir bebekten ne bekleyebilir ki, ya da savunmasız bir çocuktan. Anne, içindeki kaynaktan akan bu duygunun döküldüğü yeri görmüştür sadece. Tek isteği onu bilmektir, o sevginin varlığını yaşatmaktır. Seven insan sadece bir kaynaktır. Sevgi ise içindeki kaynağın meyvesidir. Sevdiğimiz zaman içimizdeki bu eşsiz ve sonu olmayan kaynağı paylaşmaya başlarız. Amacımız, bir şeyler almak değil aksine vermektir. Karşılıklarla yapılan her şey sevginin dışında yaşar. Sevgiye ait hiç bir şeyde karşılık bulamaz ve hiç bir şeyde bencil olamazsınız. Sevgi nettir. Seven insanın dünyası karmaşa ya da sorularla değil, umutlar ve anlarla doludur. Seven insan soru sormaz. Cevap beklemez. Seven insan sahip olduğu anın değerini bilir. Dünle veya kızgın hesaplarla uğraşmaz. Onun için önemli olan tek şey, yaşamın en sağlam kulpuna yapışmaktır. Eğer sevgi, gerçekleri görmenize engel oluyor veya net düşünmenizi önlüyorsa, hissettiğiniz şeyin sevgi olmadığını bilin. Sevmek, çoğu zaman acıyı yaşamak ve buna katlanmaya çalışmaktır. Bazen sevdiğinize karşı acımasız bile olabilirsiniz. Eğer bu, o insanı geliştirecek veya güzelleştirecekse bunu yapmanız gerektiğini bilirsiniz. Dedim ya, sevgi bu denli ağır bir yük insanın ağzında. Her yerde söylenmez ve herkese bakılmaz ağzımızdan bu laf çıktığında. Her şeyi kabul etmez seven insan. Belki katlanır ama uzaktan sever. İçine gömer hatalarını ama onlara maruz kalmaz. Yine de en güzelini diler. Koşulları, sınırları olmaz ama kuralları vardır seven insanın. Herkese dağıtmaz kaynağını, değerli olduğunu bilir ve hak eden için saklar. Karşısına çıktığında hesap etmez ne kadar sevdiğini. Sayılara veya maddelere bağlamaz. Yaptıklarını yazmaz kirli defterine, karşılıksız yapacaklarını planlar sadece. Hak ettiğini düşünene kadar sunar kaynağını ve sonunda kesmesini bilir. Ama geri almaz o sıcak hissini... Seven insan, açık konuşur; susmaz korktuğu zaman ya da konuşmaz gözleri parıldarken. Seven insan, az olur. Aynı güneşin baktığı vakit gibi. Gitmesini bilir, gelmek zorunda olduğunu bildiği gibi... Seven insan, aya benzer; güneş olamadığında yalnız bırakmaz sevdiğini. Bir parça olsun yansıtır güzelliğini... Seven insan, sıcak olur; güldüğünde ısıtır yürekleri, üzüldüğünde sızlatır. Seven insan, bağlı olur; her an farklı yaşar güzellikleri ve yeniden keşfeder sevdiğini... Seven insanın yüreği ağırdır; ne taşımaya gelir yaşam boyu ne de eğilip bırakmaya... archiv posted by yakupicik(schair)
♥ ![]() * * * Siir ve hikayeler okudugunuz ve de güclü kilan güzel yorumlariniza cok tsk..ederim... ![]() ![]() schair@freenet.de ![]()
Bu sayfa hakkında yorum ekle: |
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||